|
Seferihisar, ülkemizde Citta Slow unvanını alan ilk yerleşim oldu bildiğiniz üzere. Seferihisarlılar, Sakin Şehir demeyi yeğliyorlar, Yavaş Şehir yerine... Slow Food hareketi bu yıl 20. yaşını kutluyor; Citta Slow ağı ise 1999 yılında İtalyada Greve (Chianti) şehrinde kurulmuş. Geçen hafta Slow Food'un ülkemizdeki liderleri ile gazetelerin mutfak kültürü yazarları, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyerin davetlisi olarak İstanbulda bir araya geldiler.
Tunç Soyer, düşledikleri ve adım adım gerçekleştirmeyi planladıkları aşamaları bir bir anlattı. Bir dostumuz Sakin Şehir yerine Ehlikeyif Şehir adını bile önerdi, başkanı dinledikten sonra... Citta Slow'u doğuran Slow Food Hareketi, kendine sembol olarak salyangozu seçmiş. Doğada sürekli yiyerek ağır ağır ilerleyen salyangoz, bir anlamda insanoğlunun yolculuğunu da temsil ediyor. Yavaş, temkinli ancak kararlı bir şekilde ilerleyen salyangoz, cüssesinden beklenmeyecek mesafeler aşıyor; bunu yaparken de geçtiği yerlerde incecik bir iz bırakıyor. Slow Food Hareketi de aynı sembolü salyangoz gibi, çıkış noktasından bugüne inanılmaz yollar kat etmiş.
SADECE YAVAŞ YEMEK DEĞİL, YAŞAM BİÇİMİ Slow Food ismi, kimi zaman yanlış ya da eksik anlaşılabiliyor. Yavaş Yemek olarak, sadece Fast Food tarzı beslenmeyi protesto eden bir hareketmiş gibi algılanabiliyor. Bu yanlış değil, ama eksik... Bu hareket sadece, Fast Food zincirlerine karşı çıkmak olarak özetlenemez. Slow Food, sanıldığı gibi ağır ağır pişirilmiş bir yemeği, tadına vara vara, yavaş yavaş yemekten ibaret bir keyif anlayışı da değildir. Gelip geçici zevk odaklı bir akım olmanın çok ötesinde bir kavram, bir anlayıştır... Türkiye'de bir ilk olan Sakin Şehir kavramının açılımını, Tunç Soyer de şöyle anlattı: 'Şehirlerin yerel kimliklerini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesinde yer almasını amaçlarken; tarihi dokunun korunmasını, eski binaların restore edilmesini, ulaşımda modern araçların yanında bisiklet ve fayton kullanımının özendirilmesini, yerel ve sağlıklı yemeklerin tüketilmesini, ev pansiyonculuğunun yaygınlaştırılmasını, gelenek ve göreneklerin korunmasını desteklemek'.
ÇOCUKLAR, ELMA KOKUSUNU ŞAMPUAN KOKUSU ZANNEDİYOR Proje konusunda bir kitapçık da hazırlayan Soyer ve arkadaşları (sayısı hiç de azımsanmayacak gönüllüler var), önemli işlere imza atmayı planlıyorlar. Eski belediye binasının her bir odası, ayrı bir köye tahsis edilmiş ve burada muhtarların saptadığı üreticiler, aracısız, bedelsiz ürünlerini satmaya başlamışlar bile. Her salı günü, açık pazar kuruluyormuş; üretimden kalkmış ürünlerin yeniden üretimini özendirmek amacıyla. Pazar günleri ise, Sığacık'ta sokak tiyatrosu ve sokak çalgıcılarıyla renklenen bir üretici pazarı kuruluyormuş iki aydır. Seferihisar'da, 75 yaşın üstündekilerle toplantılar yapılıyormuş; yöresel eski yemeklerin tarifleri, gelenek ve görenekler derleniyormuş. Ege Üniversitesi ile güneş enerjisi ve peyzaj mimarisi gibi birçok konuda, proje üretimine yönelik protokoller yapılmış. Ziraat Fakültesi ile geniş bir işbirliği de planlanıyormuş; üniversitenin çevre topluluklarının çalışmaları şimdiden hayli ilerlemiş... Tüm Seferihisarlıların yürekten ve büyük coşkuyla desteklediği bu mükemmel yerel kalkınma modelinin bir özelliği de partiler üstü olması... Bunda Soyer'in parti ve partili gözetmeksizin tüm halkla iyi ilişkiler kurmasının rolü tartışılmaz. Herkes el ele vermiş, tek yürek olmuş; deyim yerindeyse harıl harıl çalışıyor. Temiz ve adil kavramları, gastronomi dünyasında yeni yeni yer ediniyor. Bu kavramların yerleşmesinde de Sakin Şehirlere büyük görevler düşüyor. Toprağa yabancılaşmış toplumlarda, şehirde büyüyen çocukların yiyecek kokularını tanımlamakta zorlandığını söyleyen Slow Food Hareketinin önderi Carlo Petrini, çarpıcı bir örnek de veriyor. Elma kokusu koklatılan şehir çocuklarının çoğu, bunu bir şampuan kokusu olarak algılıyorlarmış! Bu hareket kapsamındaki eğitimlerde, doğdukları andan itibaren reklam bombardımanına uğrayan ve birer tüketim canavarı haline getirilen çocukları gelenek ile tekrar buluşturmak; üretici topluluklarının sorunlarını paylaşan sorumlu bireyler haline getirmek amaçlanıyor. Seferihisarda girişilen çabalarla çocuklarımız yeniden tarımla tanışacak, topraklarına sahip çıkacaklar...
SLOW FOOD BULUŞMASI MAYISTA Slow Food'un bu yılki Terra Madre gününde, etkinlik merkezlerinden biri de, ülkemizin ilk Citta Slow şehri Seferihisar oldu. Seferihisar Kent Konseyi Kadın Meclisi üyelerinin hazırladığı tatlı tarhana çorbası, loklok, samsades, ekmek dolması, oklavadan sıyırma, çalkama, yuvalama, nohutlu mantı, peygamber balıklı pilav, kopez kızartması, çekme makarna, kuzu dolması ve balıklama gibi yerel yemekler bir şölenle Seferihisarlılara sunuldu. Bir müjde de verelim: Seferihisarda yerel yönetimin de desteği ile geleneksel mutfak kültürünün yaşatılacağı iki lokanta pek yakında açılacakmış... Bu arada hemen bildirelim: Mayıs ayında gerçekleşecek olan Slow Food Türkiye Buluşması'nın Seferihisar'da yapılması için oybirliği ile karar alındı. Önümüzdeki bahar aylarında, dünyadan ve Türkiye'den çok sayıda mutfak dostu dernek üyesini ve Slow Food üyelerini gruplar halinde Seferihisara bekliyoruz. Ülkemizin daha nice Sakin Şehirlere ve lezzetin de bir insan hakkı olduğunu kabul ettirecek kasabalara gereksinimi var. Her şeyden önce, bu şehirlerin yöneticilerinin iyi-temiz ve adil olmaları ön koşul... |