|
Yılbaşı gecesi Nişantaşı'nda, Taksim'de yaşananlar, gazete sütunlarına yansıdı. Peki ya yaz aylarının gözde rotalarında, yer yokluğundan seyyar satıcıların tezgahlarının bile masa olarak kullanıldığını biliyor muydunuz? Alaçatı sokaklarında 31 Aralık gecesi yaşanan seyyar satıcıların tezgah kiralama hikayesini duyduğumda açıkçası önce şaşırdım, ardından da şaşırmamam gerektiğini düşündüm.
Alaçatı'nın 'devamlıları' tanır, bir midyeci Hüseyin vardır, bölgenin diğer midyecileri gibi Mardinli değildir, Arnavut'tur. Midyeleri de pek lezizdir. Bizim Hüseyin, kışın bazı günler tanesi 75 kuruştan 10 midye satsa 'Allah bereket versin' deyip evinin yolunu tutar. O gün yılbaşı ya, 200 tane kadar midye doldurmuşlar evde, akşam 10 olduğunda da 190'ı satılmış. Hüseyin evinin yolunu tutacak 10 tane daha satıp. Ondan sonrasını Hüseyin anlatıyor: 'Bir abimiz geldi, yazdan tanırım. Midyeleri sordu 'abi, akşam pazarı büyükleri seçildi, sen kalan 10 tanesine 5 lira ver' dedim. Bana 50 lira uzattı, 'al bakalım, üstü de kalsın' dedi. Ama bir ricası daha varmış, tezgahımı o gece için kiralamak istiyorlarmış. Alaçatı'daki bütün meyhaneler dolduğu için oturacak yer bulamamışlar. Benim küçük tezgahın üzerine önce nevaleyi yaydılar, bana 'şimdi sen telefonunu ver, evine git, biz işimiz bitince seni arayalım' dediler'... Hüseyin kira için de iyi bir para almış, ama sadece o mu? Biraz araştırınca öğreniyoruz ki, sigara yasağının da etkisi ile yeni yıla sokakta girmek isteyenler bu seyyar tezgahlarını kullanmayı moda haline getirmişler. Simitçi, bozacı tezgahları da iyi kira getirmiş o akşam... Yılbaşı gecesi Alaçatı'da adım atacak yer yoktu ama Ayvalık Cunda'dan, Foça'dan, Bodrum ve Kaş'tan gelen haberler de benzer yönde. Bu yıl yazlık mekanların kış işleri de gayet iyi gidiyor, özellikle de ılık hafta sonları. Bu hafta sonu Ege kıyılarında cumartesi-pazar 21-22 derece bekleniyor hava. Kıyılar daha sakin; balık, ot bol, fiyatlar yaz fiyatlarının yarısında, rakı içene, şarap tadana ters bakan da yok. Zaten kış aylarında balık etinin daha lezzetli olduğunu meraklısı biliyor...
BİR KIŞ TURU... Cunda'da zaten kışın kapatan mekan yok. Ocak ayı ile birlikte 'asparaça' denilen yabani kuşkonmazlar bollaştı, asparaçayı haşlayın, limon, zeytinyağı yeter veya ev eriştesiyle ya da bildiğimiz düdük makarnası ile soteleyin (isterseniz ahtapot da konabilir soteye) tadından yenmez. Ama benim en sevdiğim kuzu etiyle tüketmek... Ayvalık'ta Yörük Mehmet'in yaptığı kuzu yemeklerini de başka yerde yiyemiyorum doğrusu, o da yanına asparaça ve fırınlanmış küçük patatesler koyuyor, pek lezzetli oluyor. Kuşkonmaz meraklısı deneyince artık hep yabanisinin peşinden koşuyor... 'Papules' denen zeytin ağaçlarının dibinde biten otları kırma yeşil zeytinle ya da seleden yeni çıkmış siyah zeytinle masaya oturur oturmaz bitirmek de çok kolay... Foça ve Karaburun'da ise 'hurma' adı verilen ve denizden poyrazla gelen tuzla kendiliğinden salamura olan zeytinler 'erdi', düşmeye başladı. Tuzlu zeytin yiyemeyen, tansiyon şeker hastaları kuyrukta ama onlardan önce lezzet düşkünleri 'hurma peşinde'. Alaçatı'da bu kış her zamankinden daha hareketli mekanlar. Kışın kapatmayanlar doğru iş yaptıklarını düşünüyorlar. Sadece deniz ürünleri değil mönülerdeki kırmızı et fiyatlarında da gözle görülür bir fark dikkat çekiyor. Bodrum'da sadece kışın açan Kaptan'ın Meyhanesi her gece dolu. Türkbükü-Gümüşlük ve Akyarlar'da keyifli hafta sonları geçiyor. Kış lezzetlerinin meraklıları son derece mutlular bu nedenle... Size bugün bir ızgara kuzu pirzolası fotoğrafı sunuyorum. Yanına bulursanız yabanisini, bulamazsanız ehlileşmişini ama mutlaka kuşkonmaz koyun derim, ekmek yerine de şöyle bir kırmızıbiberli, zeytinyağına bulanıp fırına atılmış, kabukları soyulmamış patatesler iyi gider... Eti ızgaralarken üzerine konulan biberiye (rosemary) ayrı bir lezzet katıyor. |