Nedim Atilla 'ya Twitter 'dan da ulaşabilirsiniz
Anasayfa arrow Mutfak yazıları arrow Tutku yaratan bir adada...
Tutku yaratan bir adada... Yazdır Arkadaşına bu yazıyı öner
Cumartesi, 19 Temmuz 2008
Tatillerini sürekli Ege adalarında geçiren, sadece yaz mevsiminde değil, yılın dört mevsiminde her fırsatta kendini adaya atanlara artık ‘islomanyak’ deniyor… ‘İslomania’ kavramını ilk kez Lawrence Durrell, ortaya atmış. Durrell şöyle anlatıyor hastalığı: “Gideon’un karalama defterleri arasında bir gün, daha tıp bilimine geçmemiş hastalıkların bir listesini bulmuştum, bunlar arasında çok seyrek rastlanan ama tanınmadığı da ileri sürülemeyecek bir ruh hastalığının adı olarak ‘islomania’ sözcüğü de göze çarpıyordu. Bunu açıklamak için Gideon, adalarda her nasılsa karşı konmaz bir çekicilik bulan insanların olduğunu söylerdi hep. Bir adada, denizle çevrili küçük bir dünyada olduklarını bilmek bile, böylelerinin içini sözle anlatılmaz bir esrimeyle dolduruverir. Bu doğuştan ada tutkunları, derdi Gideon; doğrudan doğruya Atlantislilerin soyundandırlar, ada yaşamına bilinçaltlarında süren özlem, yitik Atlantis ülkesine yönelmiştir.”

Türkiye’nin köyü olmayan tek ilçesi Bozcaada’da sürüyor bu yazın yolculuğu… Bozcaada’da şimdi nefis butik oteller, çiftlikler var; hafta sonları yer bulmak gerçekten imkansız öte yandan ‘islomanyak’ sayısı hiç de az değil. Bütün dünyaya adayı sevdiren Haluk Şahin, ‘Kala-Afiyet’ kitabının yazarı Ümit Hamlacıbaşı’nın da katkısı ile ada tutkunlarının sayısı hızla artıyor. Bizim bu adaya tutkumuz pansiyonlar döneminden kalma. Homeros’un çocukları olarak, kuzeye mavi yolculuklar yapan Azra Erhat’ın notlarını okuya okuya, doğru düzgün bir geminin olmadığı, eski bir çıkarma gemisinin çalıştığı ‘Oduniskelesi’ döneminden beri gidip geliyoruz Bozcaada’ya…

ADANIN LEZZETLERİ

Bozcaada’ya gidince mutlaka tüketilmesi gereken sıvılardan biri şarap ise diğeri gelincik şerbetidir… Bağcılık ve şarapçılık, 3 bin yıllık birikimiyle adanın geçmişten günümüze ulaşan mirası. Türkiye’nin en iyi şaraplarını üreten Reşit Soley’in Corvus’larının yanı sıra, Aral Tatil Çiftliği ve Ataol Çiftliği kaliteli konaklamanın yanı sıra kendi şaraplarını ve adaya ait lezzetleri sunuyor. Aral Tatil Çiftliği, Bozcaada’nın tarihi ve doğal havasıyla uyumlu, 100 yıllık bir çiftlikken konforlu bir konaklama mekanına dönüştürülmüş bir otel. Aral Ailesi bir zamanlar Bozcaada’nın en büyük şarap üreticilerinden biriymiş.

Ada’nın en ‘in’ oteli olan Kaikias, burada yaşayan bir mimar çift tarafından 2001’de açılmış. Kale arkasında yer alan otel, denize sadece 14 m. mesafede. Hemen önündeki tek katlı taş bina çok amaçlı bir sanat evi-kafe. Her yıl Ağustos ayında Bozcaada’da düzenlenen ‘Homeros Günü-İlyada Okumaları’nın ise resmi mekanı. Ada’nın kültür merkezi konumundaki ‘Adacafe’ gelincik şerbetinin en lezzetlisinin bulunduğu yer, ayrıca rezeneli yumurta ve patlıcanlı börek için de tercih nedeni.

KALAMARI DEĞERLİ

Adanın neredeyse yarısı bağlarla kaplı. Buraya özgü dört üzüm türünden bahsetmek mümkün. Kırmızı Kuntra ve Karalahna, beyaz Çavuş ve Vasilaki. Çavuş üzümünün ismi nerdeyse Bozcaada ile özdeşleşmiş. Son dönemde adaya gelen Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah gibi ‘eski dünya’ kütüklerine de ada ev sahipliği yapıyor.

Ada’da yaşamak için balık tutmayı bilmek, eskiden hayata tutunmanın da nedeniydi. Bugün trolcüler balık nüfusunu azalttıysa da küçük balıkçı teknelerine hâlâ ‘ekmek’ var. Sinarit, mercan, karagöz, uskumru, sardalye, çipura, levrek, kopez ve sarpa adaya özgü balıklar. Temiz denizlerin göstergesi olan kalamar ve ahtapot ise ada sularında bol bol bulunuyor. Ada kalamarının lezzeti diğer kalamar çeşitlerinden farklı ve bu açıdan değerli. Ada mutfağında Ege izlerini bulmak olası. Deniz ürünleri, kırmızı et, yabani otlar ve zeytinyağı, kullanılan başlıca malzemeler. Denizkestanesine adada kirpi deniliyor. Kıyıdan ve taşlık alanlardan dalarak çıkarılan kirpiler şarabın yanında meze olarak yeniyor. Sıcak havalarda yağmurdan sonra bağlar salyangozla doluyor. Domates ve soğanla pişirilen salyangoz yahnisi, Rum mutfağının lezzetli yemeklerinden biri.

Kıyıda geleneksel balık restoranları var, Rum mahallesinin ara sokaklarındaki restoranlarda Bozcaada yemek kültürünü koruyarak geliştiriyorlar. Ada’nın dünya güzeli plajı Ayazma’da da restoranlar var. Adanın eski restoranlarından Boruzan, merkez dışındaki ilk yerini Ayazma’daki Aya Paraskevi Manastırı’nın meydanına, dev çınarların altına açmış. Mutfak, Mehmet Bey’in eşinden soruluyor. Yedi kuşaktır adalı bir aile Boruzanlar. Askerliğini Bozcaada Kalesi’nde ‘boruzancıbaşı’ olarak yapan büyük dedelerinden almışlar soyadlarını. Yaz-kış açık.

Kale arkasındaki koyun tek restoranı olan Martı, denize sıfır konumu ile bir adada olma keyfini doyasıya yaşatıyor. Martı Restoran’ın 2007 yılında kurduğu ahşap iskele sayesinde adanın merkezinde denize girebileceğiniz bir mekan oluşmuş. Martı’nın Ege’ye özgü tüm otları barındıran mönüsünde, ana malzemesi zeytinyağı olan, her gün taze yapılan birbirinden değişik ve güzel mezeler bulabilirsiniz. Isırganlı börek, asma yaprağında keçi peyniri eritme, labne peynirli patlıcan, asma yaprağında özel bir sosla pişirilen sardalye tatmanız gereken lezzetlerden…

‘Kala-balık’ iki anlamlı, Rumca ‘iyibalık’ anlamına geliyor. Liman içindeki eski restoranlardan biri. Yeni işletmecileriyle adaya hava verdi.

Taki, Bozcaada’nın 1800’lü yıllarda imal edilen şarap markalarından biri. Şimdilerde bir restoran adı, lezzetler de yerinde…

Karides köftesi

Bozcaada mutfağından bir yemek sunalım bugün size.

Malzeme:

1 kg karides, yarım kilo levrek, 250 gram kaşar peyniri,

1 demet maydanoz,

1 yumurta,

1 kuru soğan,

1 diş sarımsak, yarım çay bardağı zeytinyağı,

1 fincan sirke,

1 çay bardağı galeta unu, yarım çay kaşığı karbonat,

1 çay kaşığı karabiber,

1 çay kaşığı tuz ve

1 tutam fesleğen.

Hazırlanışı: Karidesler tuzlu suda yıkanarak süzülür, geniş bir tencerede üzerini örtecek kadar su ve bir fincan sirke ile haşlanır. Süzülüp ayıklanır. Balık temizlenip filetosu çıkarılır ve tuzlu suda yıkanır. Haşlanmış karides ile fileto balık kıyma makinesi veya mutfak robotunda çekilerek yoğurma kabına alınır. Üzerine yumurta, ince kıyılmış maydanoz, karbonat, zeytinyağı, galeta unu, rendelenmiş soğan, sarımsak, tuz, karabiber ve kıyılmış fesleğen ilave edilerek çok iyi yoğrulur. Buzdolabında 2 saat dinlendirilip tekrar yoğrulur ve iki saat daha bekletilerek son bir defa daha yoğrulur. Köfte haline getirilip ızgarada iki tarafı da iyice pişirilir.

 
< Önceki   Sonraki >